İçimizdeki Bonobo

Bonobo

Frans De Waal Atlanta’daki Yerkes Ulusal Primat Araştırma Merkezi’nde çalışan bir primatolog. Nova dergisinin de Waal’le yaptığı bir röportajı sunuyoruz (2007).

Bonobolarla ilk temasınızı hatırlıyor musunuz? Nasıldı?

İlk kez 1978’de gördüm onları. O zamanlar şempanzelerle  ilgili bir çok şey biliyordum; çünkü onları inceliyordum. Bonoboları Hollanda’daki bir hayvanat bahçesinde gördüm, ve o an tamamen farklı olduklarını düşündüm. Gözlerine baktığınızda onların daha duyarlı, daha duygusal olduğunu, daha zeki olmasa bile hem birbirlerine hem de kendilerine bakanlar karşı duygusal farkındalıklarının yüksek olduğunu görüyorsunuz.

Onları incelemeye karar vermenize sebep olan şey neydi?

O zamanlar kavgadan sonra barışmalarına  ilgim vardı, şempanzelere kıyasla bonobolarını bunu nasıl yaptığını öğrenmek istiyordum. Az bir zaman sonra yaptıkları herşeyde daha seksüel olduklarını keşfettim bu benim ilgimi çok çekti- seks kısmı değil, aslında o da müthiş bir konu, özellikle de seks yaparak barış yapma kısmı- ama beni daha çok çeken şey, barışçıl ve huzur dolu bir toplumlarının olması; çünkü bonobolar şempanzelere kıyasla daha az şiddet barındırıyor.

Frans de Wall

de Waal

Şempanzelerin insanların atası olması sebebiyle onlara hayranlık duyuyordunuz. Peki Gombe’da (Jane Goodall’ın 1960’lardan beri şempanzeleri incelediği yer olarak Tanzanya Ulusal Parkı) şempanzelerin yavruları ve diğer şempanzeleri öldürmesinin sizin üzerinizdeki etkisi nasıl oldu?

Gombe cinayetleri ile ilgili ilk haber- yani şempanzelerin diğer şempanzelerin bölgelerine girip onları öldürmesi- çok ilginçti; çünkü o zamanlar insanlardaki agresyona dair büyük bir tartışma yaşanıyordu. Bir ekol bizim doğuştan katil olduğumuzu söylüyordu, diğer bir ekol “evet bu doğru olabilir; ama maymunlara bakın, hepsi son derece barışçıl” diyordu. Bu yüzden Jane Goodall şempanzelerin pek de barışçıl olmadığını söylediği olayları ortaya koyduğu zaman, bu görüşlerin hepsi gerçekliğini yitirdi, biz de şu sonucu çıkardık: şempanzeler agresifler, biz de agresifiz, atalarmız da agresifti muhtemelen, o halde bizler temelde katil maymunlarız. Hikâye buydu, bir çok bilim adamı için bu hikâye hâlâ geçerli.

Çok olumsuz bir görüş değil mi?

Evet, kendimize dair çok olumsuz bir görüşümüz var. Ya da şöyle söyleyeyim: olumsuzca yaptığımız herşey biyolojimizle alakalı; biyolojiyi suçluyoruz. Yaptığımız her güzel, empatik ya da altruistik şey için ise hiç bir şeyi suçlamıyoruz, bu durumun bizim eşsiz insan doğamızdan kaynaklandığını söylüyoruz. Böylece,  şempanzelerin Gombe’de yaptığı şeyle ilgili öğrendiklerimiz kendimizle ilgili bu negatif biyolojik görüşü doğruluyordu. Ama  bonobolar ortaya çıkınca bu görüşe uymadıklarını gördük.

two bonobos

1970’li yılların başlarında  Wamba/Kongo’da bonoboların komşularıyla tanışıp, önce bir temkinlilik hâli yaşandıktan sonra huzur  içinde beraber yaşadıklarını öğrendik. Bu keşif ne kadar önemliydi?

Bölge hakimiyetimiz ve şempanzelerin de aynı şekilde olması ve hepimizin aslında katil maymunlar olduğumuza inanması bağlamında Japon bilim adamlarının bonobo gruplarını birbiriyle kaynaştığı, sadece kaynaşmayıp beraber seks yaptığı, yavru bonoboların birbiriyle oynadığı, birbirlerini kaşıdıkları bazen beraber gezdikleri gözlemleri- bunların hepsi şok edici haberlerdi ve nereden geldiğimizle ilgili imaj çerçevesine uymuyordu.

Ve tamamen görmezden gelindi. Çok ilginç: bir şey düşüncelerinize uymadığında bununla baş çıkmanın en iyi yöntemi onu pencereden atmak ve görmezden gelmek, işte 20 sene boyunca bilim çevreleri bunu yaptı.

Ama savaşa ve şiddete olan meylimiz düşünüldüğünde davranışlarımız daha çok şempanzelerinkini andırmıyor mu?

Eğer insan toplumuna bakarsanız, çok kolay, elbette, yani savaşçılığımızı ve bölgemizi sahiplenmemizi şempanzelerle karşılaştırmak çok kolay. Ama bu yaptığımız şeyin sadece bir kısmı. Önemli oranda bir işbirliği de var. Gerçekten avcı toplayıcılar arasında %90 oranında barış  söz konusu, savaş zamanları ise çok küçük bir kısım. Şempanzeler bize barışçıl ilişkileriyle ilgili bir şey söyleyemiyorlar çünkü toplulukları arasında farklı oranlarda düşmanlık yaşıyorlar. Oysa bonobolar bize şunu söylüyor: bize barışçıl ilişkiler kurma olasılığından söz ediyorlar.

Ama şempanzeler o kadar kötü ve bonobolar da o kadar iyi değiller. Şempanzelerin Mars’tan Bonobolarınsa Venüs’ten olduğunu söylediniz, ama bu mesele bu kadar  da net bir ayrıma sahip değil, değil mi?

Evet bazen böyle söylüyorum ve elbette bu her  iki tür açısından da büyük bir klişe. Şempanzelerin hakimiyet yönelimli, şiddete meyilli ve teritoryal canlılar olduğunu biliyoruz. Ama bir çok açıdan da işbirlikçi hayvanlar, bazen bu tarafı unutuluyor. Bonobo duygusal, hassas, seksüel, barışçıl bir hayvan; ama iğrenç bir tarafı da olabilir, işte bazen bu yönü unutuluyor. Her iki tür de spektrumun uçlarında, biz ise aralarda bir yerdeyiz. Görünen o  ki, her  iki taraftan da birşeyler almışız, ben işte bu yüzden bize “biopolar maymunlar” diyorum bazen.

O halde sizce bonobo mu yoksa şempanze miyiz, hangisi daha fazla?

Genelde ikisi de olduğumuzu söylerim. İyi bir cevap sayılır mı? Hayır, siz bir seçenek olsun istiyorsunuz !

Diyelim ki seçmeniz gerekiyor, ne derdiniz?

Bu dünyada hiyerarşileri seven, insanları olması gereken yerde tutmayı seven, yasaların yaptırım gücünü seven insanlar var ve bu insanların mesela şempanzelerle bir çok ortak noktası var. Bir de bu dünyada yoksula veren, mazluma el uzatan, iyi olmaları gerektiğini hisseden insanlar var, işte bu insanlarda da bir bonobo tarafı var. Toplumlarımız işte bu ikisi arasında yapılanmış, bu yüzden aslında her ikisine de ihtiyacımız var.

Bazı bonoboların çok sıradışı davrandığı türden anektodlar duydum, mesela kafesine giren kuşa yardım eden bonobo gibi anektodlar.

Evet,  İngiltere’de  bir hayvanat bahçesinde  bir bonobo kendi bölmesinin penceresine çarpan bir kuş bulmuştu . Kuş sersemlemişti, bonobo onu eline aldı. Bölmesinin en üst noktasına tırmandı, en yüksek ağaca tırmandı. Ayaklarını ağacın gövdesine sardı, böylece elleri serbest kalmış oldu, ve kuşu oyuncak bir uçak gibi saldı, uçurdu, bu şaşırtıcı bir şey, çünkü söz konusu bir bonobo olsa bunu yapmazdı, ama kuş için bu yardım çok uygun bir davranış oldu. Kuşa bir faydası olmadı; ama niyeti çok iyiydi. Bonobo kendini bambaşka bir canlının yerine koydu, biz bu özelliğin tamamen insanlara özgü olduğunu kabul ediyoruz.

Bir de bonobolarla hendek gibi bir hikâye olması lâzım?

Evet, San Diego hayvanat bahçesinde bonobo bölmesindeki hendeği suyla dolduruyorlardı. Gruptaki gençler boş kanalda oyun oynuyordu, bakım yapanlar bunu farketmemişti. Suyu açmak için mutfağa gittiklerinde birden bire pencerenin önünde grubun yaşlı erkeği Kakowet’i gördüler, dikkatlerini çekmek için el sallıyor ve çığlık atıyordu. Hendeğe baktılar ve genç bonoboları gördüler, hendek dolmadan genç bonobolar oradan çıkarıldı.

Bu çok ilginç; çünkü Kakowet’in başı dertte değildi. Kakowet hendekteki suyun dolduğunu algılamış ve bunun genç bonobolar için iyi olmayacağını kavramıştı. İşte bu bir perspektif meselesi- tam bonobolara özgü bir durum bence. Bonobolar bu tür şeylerde oldukça iyiler.

Diğer zekâ çeşitlerinin değerini bilme konusunda pek iyi sayılmayız, mesela empati veya farklı bir perspektif yakalamak gibi, değil mi?

Evet, zekâdan söz ederken insanlar kendilerinin çok iyi olduğu konulardan söz etmeyi seviyorlar, dil ve alet kullanmak gibi. Çok teknoloji odaklıyız, bu yüzden, eğer şempanzelerin aletlerle araları iyiyse, şaşırıyor ve bunun çok harika bir şey olduğunu düşünüyoruz. Ama sosyal zekâ ve duyarlılık anlamında, diğerlerinin duygularını kaale alma anlamında bonobolar bir çok hayvandan çok daha üstte.

Biz insanlar ayrıca kendimizi yüceltmeye, kendimizi  hayvanlardan ayırmaya da çok eğilim gösteriyoruz. Primat çalışmaları bu durumu nasıl değiştirdi?

Evet, Batı’da doğayla olan bağımızı büyük bir oranda görmezden geldik; çünkü ABD ve Avrupa’da primat bulunmuyor. 2000 yıl boyunca ya da daha uzun bir zamandır kendmizin doğadan ayrı olduğuna dair bir düşünce geliştirmiş durumdayız, belki de Darwin teorisi Batı için  bu sebepten ötürü şok edici bir durumdu, çünkü bu teori bir bağın var olduğunu söylüyordu, bunu da duymak istemiyorduk açıkçası.

Şimdiki primat incelemeleri bu boşluğu doldurdu, primatlara böylesine tutulmamızın sebebi, onlar hakkında daha çok şey bilmek istememizin sebebi, hatta primatlarla insanlar arasında bir bağ olduğunun söylenmesinden nefret edenlerin dahi bunu istemesinin sebebi, doğayla aramızdaki bu bağı görmezden gelmeye devam ettiğimizin çok iyi farkında olmamız aslında. Gözlerimiz, burunlarımız, ciğerlerimiz ve DNAmız var, diğer memelilerde var olan şeylerin aynısı, bu yüzden bu bağ kesinlikle var.

Eğer bonobolar şempanzelerden önce incelenmiş olsaydı kendimizi  sizce ne kadar farklı görebilirdik?

Bu, ilginç bir düşünce deneyi. Diyelim ki şempanzeleri bilmiyorduk, sürekli seks yapan, barışçıl ve dişi egemen bonoboları bildiğimizi ve  insanların bonoboların en yakın akrabamız olduğunu söylediğini hayâl edelim bence kendimizle ve arkaplanımızla  ilgili bambaşka teorilerimiz olurdu. Ama elbette, böyle olmadı.

Eğer kendimizi şiddete meyilli maymunlar olarak görürsek, şiddete meyleder miyiz? Ne dereceye dek bu böyle olabilir?

Batı’da ahlâkımıza, insan uygarlığına doğaya hakim olan bir tür olarak bakma geleneği var uzun zamandır. Doğa kötüdür, insan doğamız tamamen bencil genlerden oluşur, bizle  ilgili herşey  kötüdür, eve çok çalışırsak bunu aşabiliriz. Ben buna Kalvinist biyoloji diyorum; çünkü ilk günah düşüncesine dayanıyor ve çok çalışırsak biraz daha iyi olabileceğimizi, insan türününü mükemmelliğinin mümkün olduğunu söylüyor.

Eğer primatları çalışırsak, kendimizde değerli bulduğumuz insan ahlâkı gibi değerlerin primat davranışıyla bağlantısı olduğunu fark ediyoruz. Bu durum söz konusu perspektifi tamamen değiştiriyor, eğer gerçekten düşünmeye başlarsak, aslında ahlâklı varlıklar olmak için biyolojik kaynaklarımızdan istifade ettiğimizi görüyoruz. Bu da son 25 yıldır savunulan iğrenç- bencil gen tipi görüşten bizi bambaşka bir perspektife doğru çekiyor.

1990’larda Kongo’da yaşanan savaşın- yani kendini ortaya çıkaran şempanze tarafımızın- bu barışçıl maymunları tehdit etmesini ironik bulmuyor musunuz?

Evet, çok üzücü. Bonobo incelemeleri 70’li yıllarda başladı ve 80’li yıllarda meyve verdi. 90’larda ise, ansızın Kongo’daki savaş sebebiyle sona erdi. Bonobolar için çok kötüydü ayrıca savaş araçları olan insanların bizi primat dünyasının hippilerini incelemekten alıkoyması çok ironik bir durumdu.

Kongo’daki savaşın resimlerini ve bonobo eti ticaretinin resimlerini ilk kez gördüğümüzde neler hissettiniz?

Uzun süre reddettim. Bonoboların orda olmadığını söylüyorlar, ama daha bir sürü olması lâzım, çünkü insanlar bir bölgede 100 bin bonobo olduğunu söylüyordu, başka insanlar 25 bin bonobo var diyordu. Ama sayı şu anda 10 bine düşmüş olmalı. Artık daha karamsarım, bugünlerde gördüğüm bütün resimler yaşam alanlarının kaybolduğunu gösteriyor, bütün hayvanlar için esas tehlikeyi oluşturuyor, bu da daha fazla karamsarlık yaratıyor. 2040 ya da 2050’ye dek geriye çok az bonobo kalabilir.

Bobonoların hayatta kalması ne kadar önemli?

Eğer en yakın akrabalarımızı koruyamıyorsak, o zaman cidden hiç bir çaremiz yok demektir. Orman fillerini ve diğer bütün hayvanları korumak zorundayız; ama bonobo ve şempanzeler kendimizi ve nereden geldiğimizi anlamamız için çok önemli. Onları bir zaman makinesi gibi kullanabiliriz, zamanda geri gidip hangi koşullar altında evrim geçirdiğimizi ve  insan beyninin hangi orijinal çevresel durumlarda biçimlendiğini anlamak için kullanabiliriz. Maymunların var olması ve bizim onları inceleyebiliyor olmamız son derece önemli, kendimiz ve insan doğamız üzerine düşünmemiz için son derece önemli. Sadece bu anlamda bile, maymunları korumamız gerekiyor.

Çeviri: CemC

İçimizdeki Bonobo” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.