İnsan Nüfusu Artışı ve Hayvan Özgürlüğüne Etkisi

Tek Emir:  ” Üremeyeceksin !”

Ötenazi Kilisesi

Ante Bozanic/negotiationisover.com

Bu tür konularda daha fazla düşününce, kölelik karşıtı veganizm doğrultusunda elinden gelen herşeyi yapanların kendilerini sadece şüpheli bir stratejiye sıkıştırıp kalmadıkları, ayrıca yanlış ağaca havladıkları da ortaya çıkıyor. Meselâ; fabrika çiftçiliğinin ve dirikesimin sebep olduğu vahşetlerin tek tek veganların “kölelik karşıtı yaklaşım”stratejileri olan hayvan  kullanımının dışlanması ya da hayvan ürünlerinden vazgeçilmesi nedeniyle eninde sonunda sona ereceğini biliyoruz. Pratik anlamda daha başlangıçtan mağlubuz, çünkü hayvanların kullanılmadığı bir alan neredeyse yok gibi.

Tam tersine, dirikesim ve “et” tüketimi, sayısı artan insan nüfusunun canavarlıkları artık laboratuarda et üretiminden ve dirikesimden bilgisayar modellemelerine ve in vitro tekniklerine geçmekten başka seçeneği kalmayacağı  için sona erecek. Ancak; bu bilimsel ve ekonomik gelişmeler insanların çoğalmasını mümkün kılacak ve sonuç olarak “vahşi hayvanların” soykırımı ve yaşam alanlarının yıkımı da paralel şekilde sürecek. Hissetme yeteneği bulunan milyarlarca canlının işkence görüp ölmesi ve binlerce türün yok edilmesi de kaldığı yerden devam edecek, bu da endüstriyel ekin tarımının sonucu olacak, ayrıca insan üretimi, tüketimi ve etkinliğinin bulunduğu diğer bölgelerde de aynı şekilde sürecek. “Eğer isterseniz, dünya vegan olur” cümlesi unutulacak. Sonuçta bütün dünya bir alışveriş merkezine dönüşecek, geriye insan türünden başka kimse kalmayacak; ama çoktan tükenmiş türlere gene de keyifle şahit olabileceksiniz, hem de rengârenk, HD 3D gibi özelliklerle oturma odanızda ya da başka bir gezegende ya da uzay istasyonunda izleme şansınız olacak; çünkü Dünya üzerinde sadece iktidar sahipleri yaşama hakkına sahip olacak, gezegenin adı da Beverly Hills gezegeni olacak.

 

New Harvest gibi organizasyonların çabaları ile gizemli et terimi negatif değil pozitif bir anlam taşımaya başlayabilir. Bakımsız endüstriyel hayvan çiftlikleri geçmişe ait bir kalıntıya dönüşebilir;  su ve toprak, tahıl başka kullanımlara açık hale getirilebilir. Matheny  şöyle söylüyor: “Prensip olarak normalde öldürülmesi bile gerekmeyen hayvanlardan elde edilen bir kaç hücreden bütün et ihtiyacı karşılanabilir.”

Bu yüzden cinayet işleyen ve yıkıcı bir endüstriyi kaldırıp (et endüstrisi) yerine bir diğerini (bitki) koymanın çözüm olduğunu düşünmüyorum. Çözüm, insan nüfûsu ve tüketiminde çok ciddi bir azalma yapılmasıdır; o kadar. Milyarlarca kişiden oluşan insan nüfusunu bitki temelli bir beslenme biçimiyle  doyurmak için gene farklı türlerden trilyonlarca canlının ve onların yaşam alanlarının yok edilmesi gerekecek. Bu yüzden hayvanları savunanların en temel ve birincil  mesajı şunu söylemek olmalı: üremeye ve aşırı tüketmeye son verin. Üretimin, tüketimin ve insan nüfusunun artışına dayanan sistemler sona ermek zorunda; yani eğer yaşamak istiyorsak.

Ronnie Lee’nin sözleriyle söylememiz gerekirse:

Evet, bence insan nüfusunun aşırı artışı hayvanların bir manada cezalandırılmasıdır; Dünya’nın insan türü tarafından böylesine yığınsal bir şekilde işgal edilmesini azaltmamız gerekiyor, böylece diğer canlılar da dünyadaki yaşam alanlarından kendilerine düşen payı alabilirler. Ben burada “insan üstünlükçülüğü” terimini kullanıyorum, tamamen bencil, kaba , ahlâk dışı  ve mantıksız bir bakış açısı olup insanların bir şekilde diğer hayvanlardan daha önemli olduğunu ileri süren bir görüş bu. Bu anlamda beyaz üstünlükçülüğü ve Aryan üstünlükçülüğü ile aynı paralelde olduğunu söylememiz gerek.

Bu yüzden dirikesim laboratuarlarının, fabrika çiftliklerinin sona ermesi asla yetmeyecek; çünkü geriye gene o “asıl” düşman  işgâlinin sebep olduğu adaletsizlikleri ve zulmü bırakacak. Gerçek hayvan özgürlüğü sadece işgalcilerin kurbanları için inşa ettiği Dachau ve Buchenwaldların yıkımıyla sağlanmayacak, insan türünün işgal öncesi sınırlarına döndürülmesi de gerekecek.

Ne yazık ki, bütün bunların hepsi; işlerini, arabalarını, sayısız çocuklarını ve ev araç gereçlerini istemekten vazgeçmeyen hayvan koruyucuları için çok fazla olabilir. Ama yarım özgürlük, özgürlük değildir. Hayvan hakları hareketinin kendini bugüne dek temas etmediği alanlara doğru genişletmesi gerekiyor.

Çeviri: CemC


 

İnsan Nüfusu Artışı ve Hayvan Özgürlüğüne Etkisi” üzerine bir yorum

  1. Benim tanıdığım bütün yaratıklar birer ikişer doğurdular. Başları göğe erdi. Kahrolası sersemler. Hayvanları ziyan etmek etmek, çevreyi kirletmek için yeni sebepler oluşturdular; çekirdek aile modellerinde, facebook profillerinde kendileri gibi sömürücü, anlayışsız, aptal, dar görüşlü, et yiyici sınırlı çevreleriyle kendi içlerine kapandılar. Ötekinin ne çektiğini, acısını umursamadan akıllarınca eğitim-kariyer yaptılar ve düşüncesizce sınırlı olarak sosyalleştiler. Maalesef çoğunluğu bu yoz tipler meydana getiriyorlar. “Hayvan Özgürlüğü” ancak insanlığın tamamen yok olmasıyla mümkün olabilecek. Buna çok üzülüyorum.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.