6. Büyük Dalga

 Alex Kirby/BBC News

(2004’ten bir haber…)

Dünyayı beraber paylaştığımız bütün canlılar önemliler, ama bize çok önemsiz ve cazibesiz görünebilirler. Onlar ve biz hayat ağının bütün parçalarıyız.

Zamanın şafağından beri yokoluş süreci bilim adamlarının ya doğal ya da ağır ağır diye nitelediği bir hızda gelişti. Bugünkü tempo ise daha hızlı.

Bir çok bilim adamı şu anda yaşadığımız sürecin altıncı büyük dalga olduğuna inanıyor- Dünya’daki hayatı etkileyecek altıncı kitlesel yokoluş.

Daha önceki kitlesel yokoluşların hiç birisinde burada değildik; ama bu sefer sayımızın fazla olması olayı unutmamızı kolaylaştırıyor.

***

Yeşil çizgi- orman ekosistemleri

Mavi-Taze su ekosistemleri

Gri-deniz ekosistemleri

YAŞAYAN GEZEGEN ENDEKSİ

Endeks belli türlerin spesifik nüfuslarının oranını takip ediyor.

1970 nüfuslarının bir oranı olarak gösteriyor onları.

İncelenen her  üç ekosistemdeki nüfus azalma seviyelerini gösteriyor.

*****

50 yılda sayımız iki kat artmış, diğer türler için daha az yer kalmasının en temel sebebi bu.

Kendi yiyeceklerimizi yetiştirmek için, onların yerlerini alıyoruz, onların yiyeceklerini kendimizi beslemek için alıyoruz. Onları sömürüyoruz, ticaret yapıyoruz, onları varoluşun kıyılarına dek itiyoruz- kıyısına ve ötesine.

Çoğu kez seçim zor: bir türü muhafaza et; bir grubu, turist dolarlarını ya da kaplumbağa yuvalarını besle.

2003 yılında Dünya Koruma Birliği Alarm Listesi 12 binden fazla türün (değerlendirmeye alınan 40 bin tür arasından) yokoluş riskiyle karşı karşıya olduğunu söylüyordu, bunlar arasında şu türler var:

-Her sekiz kuştan biri

-Dünyadaki bitkilerin %13’ü

-Bütün memelilerin ¼’i

Anlamışsınızdır. Bilim 1,75 milyon tür tanımladı, bazı uzmanlar toplamda 13-14 milyon tür olabileceğini söylüyor ama sınıflandırılmadıkça kimse gerçeğini bilemiyor.

***

BEŞ BÜYÜK YOKOLUŞ SÜRECİ

Cretaceous (65 milyon yıl kadar önce)

Triassic (208 milyon yıl kadar önce)

Permian (245 milyon yıl kadar önce)

Devonian (360 milyon yıl kadar önce)

Ordovician (438 milyon yıl kadar önce)

***

Doğayı yağmalamamız Ortaçağ’da Avrupa’da daha içeriklerini sınıflandıramadan kütüphanelerin yakılmasına benzetiliyor.

Bir çok tür suyu temizleyerek, nitrojeni ayarlayarak, atıkları ve besinleri döngüye alarak ve ekinleri polenleyerek bizi hayatta tutuyor.

Bitkiler ve bakteriler fotosentez yapıyorlar, bu da oksijen üretiyor. Ağaçlar karbon dioksidi çekiyorlar içlerine, karbon dioksit insan aktiviteleri sebebiyle ortaya çıkan sera gazlarının en önde geleni.

Birkaç sene önce gayri safi milli hasıla 18 trilyon dolardı, ABDli araştırmacılar Dünya tarafından dünya ekonomisine verdiği hizmetlerin ve ürünlerin değerini hesapladı: 33 trilyon dolar.

Tropikal koni şekilli salyangozlar bazı kanser çeşitlerini tedavi etmekte ve kalp rahatsızlarını tedavi etmekte faydalı olabilecek toksinler içeriyor. Bir toksin acıyı dindirmek için bir morfinden binlerce kez daha kuvvetli olabilir.

Ama milyonlarca konik salyangoz her yıl kabuğu için öldürülüyor, yaşam alanları ise baskı altında.

***

En Çok Tehlike Altında Hayvan Bulunan Ülkeler

***

Ama bu, işin faydalarıyla  ilgili kısmı. Görebildiğimiz hayvanlar, doğrudan kullanabildiğimiz hayvanlar hikâyenin sadece başlangıç kısmını oluşturuyor.

İngiltere’nin ulusal bilim akademisi olan Royal Society’nin başkanı Lord May şunu söylüyor: “koruma çalışmalarımızın  çoğu kuşlara ve memelilere-panda gibi zekasız, zaten tükenmekte olan hayvanlara gidiyor.”

 “Ancak görünen o ki dünyayı küçük şeyler yönetiyor, mesela toprak mikropları. Bütün türler içinde en az tanınanlar onlar”.

Ama hayatın o gevşek iplerini, herbirisini ayrı ayrı parçalara ayırabileceğimizi sanarak çekiştirmeye devam ediyoruz.

İngiltere’deki kelebek türlerinin % 71’inin yok olmak üzere olduğu haberleri geliyor.

Brezilya cevizi Amazon’da kazançlı bir ürün. Ama onları tesislerde üretmeye yönelik deneyler başarısız oldu; çünkü ağaçlar ormanda iyi ürün verirken, diğer ağaçlardan yalıtıldıklarında çoraklaşıyorlar.

Türleri Amazon’dan çıkarmıyoruz: bütün ormanı yok ediyoruz. ABD araştırmacıları 2020’ye kadar insan eli değmemiş  sadece % 5’lik bir kısım kalacağını söylüyor ormanda.

15 yıl içinde orta Afrika ormanlarının beşte biri yok olmuş olacak, bir görüşe göre. Endonezya ormanları ise bodoslama düşüşte (“Green: The death of forests /Yeşil: Ormanların Ölümü” belgeseli bunu anlatıyor).

Bazı türler yokoluşa doğru gidiyor. 1953’te 2,5 milyar insan vardı: bugün 6 milyar (yazıdan 8 sene sonra:7 milyar aşıldı).

Diğer türlerin kendi yaşam alanlarına sahip olmasını istemenin duygusallıkla alâkası yok. Ancak böyle hayatta kalabiliriz.

Steven Spielberg ne derse desin, yokoluş gerçekten kaçınılmaz. Hayat ağı çözülüyor.

Cem

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.