“Giyotin” Üzerine: Sadistler “Bilim Adamı”; Avcılar “Çevreci”; Şimdi ise Yavşaklar “Sanatçı”

“Giyotin”

Dr. Steve Best

Dirikesim bir sahtekârlık, “biyomedikal araştırma” ise “bilim” maskesi takan bir sadizm; ve hayvan deneyleri de  Büyük ilaç şirketleri ve küresel dirikesim-endüstriyel kompleksinin devletin ve hukuk güçlerinin çok çok yukarılarında varolmasını  sağlayan menfaat ve nakit paralar için pezevenklik eden, anlamsız verilerden oluşmuş sürrealist bir kolajdan başka bir şey değil.

Boğa güreşleri “erkekçilik” oynamak için pembe ve mor taytlar giymiş çocuksu korkaklardan oluşmuş bir çete.

Avcılar, adına “spor” dedikleri sapık bir eğlence ve  hilekâr bir oyunda masum hayvanları öldürerek derin aşağılık komplekslerinin ve doğanın zalim eksikliklerinin bedelini ödeten siksiz hadımlar sadece (avcıların cinsel organlarının küçük olduğuyla  ilgili bilimsel bir araştırmaya gönderme yapılıyor, haber sitede var).

Ve şimdi, son yirmi yılda, sayısı giderek artan, entelektüel anlamda fakir ve ahlâken yoksun mağara adamları çıkar akrabalığı içerisinde insanlığın en kötü protoplasmik pisliği için kan akıtmayı metafizik, derin düşünce ve ruhsal derinlik gibi göstererek bir araya geliyorlar.

Sanatçı pozuna girmiş yavşaklar insanın hayvanlar üzerindeki patetik gücünü kullanarak ve kana duydukları şehveti aydınlatıcı bir etki ile kavramsal bir dehaya dönüştürerek içsel boşluklarını aşmak istiyor.

Bu insanlar rayından çıkmış eylemlerinin temel yanlışının aslında ya gerçekte var olmadığını (estetik, etik olandan baskındır ) ya da kendilerine uygulanamayacağı ( çünkü bu “üstün tipler” için “etik olanın teleolojik ertelenmesi” (Kierkegaard) gibi bir kibir söz konusu); kendi kuralları dışında hiçbir kuralın kendilerini bağlamadığını söylüyorlar. Bu  insanlar “iyi ve kötünün ötesine” (Nietzsche) ulaşmalılar, bunu da kan nehirlerinin daha derinlerine batarak yapıyorlar. Posası çıkmış insanlığın bu zarif numuneleri aslında aynen o piç kardeşleri gibi güvensiz, zayıf, iktidara aç, yolunu yönünü şaşırmış, kafayı sıyırmış ve sahtekârlar.

Bu “çalışmaya” gerçek ismini vermenin zamanı geldi- saf bir bok yığını. “Ars Animalis” çirkinden çok güzele, bayağı olandan yüce olanla  ilgili herşeyin tam bir antitezi.

Görünüşe göre performans çalışması aslında gerçek; bir koyunun hayatı demokratik bir oylamanın sonucuna bağlı olabilir, ama size imzanızı atmak isteyebileceğiniz başka bir seçim sunuyorum. Benim görüşüme göre, “sanatçı” giyotine oturtulmalı, koyun da giyotine tos atarak bıçağın düşmesini sağlamalı.

Bekleyin, özür dilerim, bu demokratik olmadı, kabalık bu, barbarlık, medeniyetsizlik bu. Bu yüzden, koyun için EVET oyu kullandıktan sonra lütfen bir forum ya da toplantı düzenleyelim ve “sanatçılar”ın- yani Iman Rezai ve Rouven Materne’nin- yaşamaları mı ya da dünyadaki en yüksek binadan aşağı atılarak insan gözlerinin tanık olduğu en güzel resmi yapmak üzere bütün bir caddeye yayılmış kanvasa düşmeleri mi gerektiği konusunda oylama yapalım.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.