Anakronik Bir Histeri Olarak Hayvan Deneyleri

hayvandeneyleri

 

Sedat Gündoğdu

Chris Evans 31 ağustos 1972 tarihli New Scientist dergisinde Psychology is about people adlı yazısında aynen şunları aktarıyor;

” 15 yıl önce psikoloji bölümüne başvurduğumda sert bakışlı bir psikolog, bu bölümü seçme nedenlerimi uzun uzun irdeledi ve bana psikoloji biliminin niteliği ve başlıca konusuna ilişkin inançlarımı sordu. Acemi ve saf bir öğrenci olarak, psikolojinin zihni incelediğini ve ham maddesinin insanlar olduğunu söyledim. Böyle çuvallamamı sağlamaktan ne kadar memnun olduğumu gösteren bir çığlık atan psikolog, psikologların zihinle ilgilenmediğini, incelemelerin en büyük odağının insanlar değil, sıçanlar olduğunu ve bitişikteki felsefe bölümüne başvurmamı şiddetle önerdiğini söyledi…”

Gerçekten de artık, bilimin birçok dalının, insanlar için pek fazla bir şey ifade etmediğini anlamak için herhangi bir üniversiteye başvurmaya gerek yok. Aklı başında her insan bunu teknolojinin akıl almaz imkanlarını kullanarak halledebilir.

Öğrenilmiş çaresizliğin, deterjanların, kozmetik ürünlerin ve daha nicelerinin insan sağlığına etkilerini araştıran çalışmalarda temel materyal insan değil, seçme şansı olmayan tavşanlar, maymunlar, fareler ve birçok başka hayvan. Nedeni de üstün etik kurallarımız ve insan yaşamına olan saygımız. Acaba bu deneylerde kullanılan hayvanlar bunu öğrenince nasıl bir tepki verir cidden merak ediyorum. Ne de olsa bilimin tözü meraktan ibaret. Ancak bir yandan da korkmamak elde değil. Çünkü bunun için de bir kaç milyon hayvan heba edilebilir. Çünkü siz modern dünyanın yarattığı yapay problemlerden kurtulmak için tedavi olurken milyonlarca hayvan sırf siz baş ağrısı çekmeyesiniz diye, daha hijyenik şartlarda yaşayasınız diye öldürülmektedir.

Kendilerini ancak doğal şartlarda savunabilen canlılar ile tüm doğallığını yitirmiş, doğal hayatta artık yaşayamaz hale gelmiş biz insanlar arasındaki anakronik durumu anlamak için biraz çaba harcamanın zamanı geldi de geçiyor. Hepimizin yaşama hakkı var ve bu yaşama hakkına herkes saygılı olmak zorunda. Bu inanış -inanış diyorum, çünkü gerçeklikle bağlantısı kurulamayan şeyler ancak inanış olabilir- insan denen memeli canlının belki de en önemli özelliğini yansıtmada önemli bir ipucu olabilir. Tüm düşün dağarcığını insana odaklayan ve insandan öte hiçbir canlıya zerre hak tanımayan bu histeri, saygının da insan elinde ne kadar köhneleştiğinin açık ispatı. Yoksa yılda kırk altı milyon hayvanı deneylerde kullanmak başka hiçbir şekilde anlaşılamaz. Bu deneylerin de büyük çoğunluğunun bir fiil zehirleme deneyi olduğu düşünüldüğünde kendimizden utanmanın vakti geldi de geçiyor. Modern hayatın ilkeli yaratıp kendini biraz daha öteye atmasını bu şekilde belki daha iyi anlayabiliriz. Yoksa avcı toplayıcı insana ilkel, kendine de modern diyen kent insanı başka türlü nasıl ayakta kalabilir ki. Bütünüyle bir üründen ibaret olan ve tüketim çılgınlığının insani bir yansıması olan kent insanı bu anlamda tek suçlu olarak karşımızda duruyor.

Evde karşılaştığı böceği öldürmek için aldığı böcek ilacının yeterince hayvan öldürüp o kutuya paketlendiğinden, marketten aldığı meyve-sebzelerin korunması ve sağlıklı yetiştirilmesi sürecinde kullanılan ilaçların aslında daha ilk başlarda birçok hayvanı öldürmeye başladığından, güzelleşmek adına kullandığı kozmetik ürünlerinin kendisinin bir hayvan ürünü olduğundan ve toksik etki yaratma ihtimali olanlarının da bu toksiditenin düzeyinin araştırılması esnasında birçok hayvanı öldürdüğünden kaçımız haberdarız acaba? Sayımız oldukça düşük olacak ki hala hayvanları savunmak, hayvan haklarından bahsetmek marjinallik olarak nitelendirilebiliyor. Kaldı ki, hak; herhangi bir erk tarafından dağıtılan bir olgu değildir. Maddenin özünden kaynaklı olarak vardır ve sahiplenilemese bile bakidir. Bu hakkın gasp edilmesi, hem de insan denen ve söz konusu kendi türü olduğunda mangalda kül bırakmayan bir tür tarafından yapılması işin bir başka trajikomik boyutunu ortaya koymaktadır.

Peter Singer’ın Hayvan Özgürleşmesi adlı Ayrıntı Yayınlarından çıkan kitabını okumak belki de o çok ahlaki vicdanımızı sorgulamamıza biraz daha yardımcı olabilecektir.

http://muhimhadiseler.org/anakronik-bir-histeri-olarak-hayvan-deneyleri/

 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.